“Web sitesi yaptırmak ne kadar tutar?” sorusunun internetteki cevapları birbiriyle çelişiyor. Aynı soruya bakan iki kaynak tamamen farklı aralıklar veriyor — ve ikisi de yanlış değil.
Sebep basit: “web sitesi” ifadesi birbirine hiç benzemeyen işleri aynı adla anıyor. Beş sayfalık bir tanıtım sitesi ile üç dilde çalışan bir rezervasyon sistemi aynı cümlede geçiyor. Bu yüzden bu yazıda size bir fiyat listesi vermeyeceğiz; onun yerine maliyeti neyin belirlediğini anlatacağız — böylece kimden teklif alırsanız alın, o teklifin neden o rakam olduğunu anlayabilirsiniz.
1. Sayfa sayısı değil, ekran çeşidi belirleyici
En yaygın yanlış ölçü birimi sayfa sayısı. “10 sayfalık site” denildiğinde ortaya çıkan iş, o 10 sayfanın kaç farklı türde ekran içerdiğine göre değişiyor.
Birbirinin aynı şablonu kullanan 40 ürün sayfası tek bir tasarım işidir. Buna karşılık her biri kendi düzenine sahip 6 sayfa, altı ayrı tasarım işidir. Maliyeti belirleyen şey tekrar eden sayfa adedi değil, benzersiz düzen sayısı.
2. İçeriği kim üretecek?
Projelerde en çok hafife alınan kalem bu. Metinler, ürün açıklamaları, fotoğraflar ve çeviriler kimden çıkacak?
“İçeriği biz vereceğiz” denilen projelerin önemli bir kısmında içerik zamanında gelmiyor ve proje bekliyor. İçeriğin ajans tarafında üretilmesi maliyeti artırır ama takvimi öngörülebilir kılar. Hangisini seçerseniz seçin, bunu baştan netleştirmek gecikmeyi de maliyeti de azaltıyor.
Özellikle gıda, tekstil ve mobilya gibi görselin ikna aracı olduğu sektörlerde profesyonel ürün fotoğrafçılığı ayrı bir kalem — ve gıda markaları için yazdığımız gibi, orada fotoğraf “güzel olsun” diye yapılan bir harcama değil, doğrudan dönüşüm kalemi.
3. İş mantığı standart mı, değil mi?
Maliyet farkının en büyük kaynağı burası. Sayfalar, blog ve iletişim formundan ibaret bir site ile kendine has bir mantık barındıran bir site arasında kat kat fark var.
Standart dışı iş mantığına örnekler: aracın markasına göre ürün filtreleme, ülkeye göre para birimi değiştirme, çok adımlı bir rezervasyon akışı, bayi paneli, onay süreçleri, özel hesaplama araçları.
Bunların hangisinin hazır altyapıyla çözülebileceğini, hangisinin özel geliştirme gerektirdiğini WordPress mi özel yazılım mı yazımızda ayrıntılı anlattık.
4. Dil sayısı çarpan etkisi yaratıyor
Çok dilli site “aynı siteyi bir kez daha yapmak” değil, ama ondan da uzak değil. Her dil; çeviri, o dile özgü içerik düzeni, ayrı URL yapısı ve teknik olarak hreflang kurulumu demek.
Etkisi katlanarak büyüyor: Hasdağ projesinde site beş dilde çalışıyordu ve yalnızca baton simit beş çeşitti. Ürün varyantı sayısı dil sayısıyla çarpıldığında ortaya çıkan iş hacmi, tek dilli bir projeyle kıyaslanamaz.
Bu yüzden teklif alırken “ileride İngilizce de ekleriz” demek yerine, dil ihtiyacınızı baştan söyleyin. Sonradan eklenen dil, baştan planlanmış dilden her zaman pahalıya geliyor.
5. Entegrasyonlar
Sitenin başka bir sistemle konuşması gerekiyorsa — muhasebe yazılımı, ERP, kargo firması, ödeme altyapısı, rezervasyon motoru, CRM — bu ayrı bir iş kalemi.
Entegrasyonun maliyeti çoğunlukla karşı sistemin kalitesine bağlı: dokümante edilmiş, düzgün bir servis sunan sistemle çalışmak öngörülebilir; belgesiz veya eski bir sistemle çalışmak ise tahmin edilmesi zor bir emek gerektiriyor.
6. Teslim projenin sonu değil
Fiyat karşılaştırmaları neredeyse her zaman yalnızca kurulum maliyetini konuşuyor. Oysa bir sitenin ömrü teslimle başlıyor: hosting ve alan adı, güvenlik güncellemeleri, yedekleme, içerik güncellemeleri, ölçümleme ve zaman içinde çıkan hataların çözümü.
İki teklifi karşılaştırırken bu kalemlerin dahil olup olmadığına bakın. Düşük görünen bir teklif, bakımı hariç tuttuğu için düşük olabilir.
7. Takvim de bir maliyet kalemidir
Acil projeler daha pahalıdır — bu bir fiyatlandırma oyunu değil, kaynak gerçeği: sıkışık takvim, ekibin başka işleri ertelemesi veya paralel çalışması anlamına geliyor.
Buna karşılık gerçekçi bir takvimle çalışmak yalnızca maliyeti düşürmüyor, sonucu da iyileştiriyor; çünkü içerik toplama ve gözden geçirme adımlarına yeterli süre kalıyor.
Doğru teklif almak için ne söylemelisiniz?
Aldığınız tekliflerin birbirinden çok farklı çıkmasının en sık sebebi, karşı tarafların aynı işi anlamamış olması. Teklif isterken şu bilgileri verirseniz hem daha doğru rakam alırsınız hem teklifleri karşılaştırabilir hale gelirsiniz:
- Ne satıyorsunuz ve kime? Son tüketici mi, toptancı mı, yurt dışı alıcı mı?
- Kaç farklı ekran türü var? Ürün sayısı değil, birbirinden farklı sayfa düzeni sayısı.
- Kaç dil ve para birimi?
- Standart dışı bir akış var mı? Rezervasyon, bayi paneli, özel filtreleme, hesaplama.
- Hangi sistemlere bağlanacak?
- İçeriği kim üretecek? Metin, fotoğraf ve çeviri dahil.
- Teslim sonrası kim yönetecek?
- Hedef tarih var mı?
Bu sekiz maddeyi netleştirdiğinizde, aldığınız teklifler arasındaki farkın gerçekten kapsamdan mı yoksa yalnızca fiyatlandırmadan mı kaynaklandığını görebilirsiniz.
Neden hazır bir fiyat listesi yayınlamıyoruz?
Çünkü dürüst olmazdı. Yukarıdaki yedi faktörün her biri maliyeti ciddi biçimde değiştiriyor ve bunları bilmeden verilecek bir rakam ya sizi yanıltır ya da bizi gerçekçi olmayan bir taahhüde sokar.
Bunun yerine şunu yapıyoruz: kapsamı birlikte netleştiriyor, ardından o kapsama karşılık gelen net bir teklif veriyoruz. Nasıl çalıştığımızı çalışma sürecimiz sayfasında adım adım görebilirsiniz.
Projenizi anlatın — yukarıdaki sekiz maddeyi birlikte konuşalım, kapsamı çıkaralım ve size gerçekçi bir rakam söyleyelim.